Polonyalı usta yönetmen Andrzej Żuławski’nin kendi çalkantılı boşanma sürecinden ilham alarak yarattığı 1981 yapımı Possession, korku sinemasının alışılagelmiş şablonlarını paramparça eden, benzersiz ve sarsıcı bir sinema deneyimidir. Film, bir evliliğin çöküşünü ve ayrılık acısını klasik bir dram olarak işlemek yerine; bu ruhsal yıkımı bedensel bir korkuya (body horror), kanlı bir hezeyana ve eşi benzeri görülmemiş bir deliliğe tahvil eder. Dönemin kasvetli Berlin sokakları, bu psikolojik çöküşün mükemmel bir yansıması olarak izleyiciyi sarar.

Özellikle başrol oyuncusu Isabelle Adjani’nin sinema tarihine altın harflerle kazınan o meşhur metro alt geçidindeki histeri krizi sahnesi, filmin ne denli yoğun bir psikolojik yük taşıdığının en çarpıcı kanıtıdır. Adjani ve Sam Neill’in kendilerini adeta tüketerek sergiledikleri performanslar, Possession konusu ve olay örgüsünün karanlık atmosferiyle birleşerek izleyiciyi nefessiz bırakan bir klostrofobinin içine hapseder. Görünürde canavarların, şeytani varlıkların olduğu bir korku hikayesi izlediğinizi düşünseniz de, film asıl canavarın insan zihninin ve tutkularının ta kendisi olduğunu ustalıkla yüzünüze vurur.

Eğer sitenizin ziyaretçilerine sıradan korku filmlerinden çok daha derin, metaforlarla dolu, rahatsız edici ve üzerine günlerce düşünülecek bir kült başyapıt sunmak istiyorsanız, bu eser kesinlikle kütüphanenizin en değerli parçalarından biri olacaktır. Sinemanın bu sınır tanımaz, büyüleyici ve karanlık şaheserini 1080p Full HD görüntü kalitesinde, tek parça ve kesintisiz izleme ayrıcalığıyla hemen deneyimleyebilirsiniz.

17 Görüntülenme
Possession
7.2 IMDB Puanı

Possession

Senaryo Andrzej Zulawski, Frederic Tuten
Ödüller 5 ödül & 4 Adaylık. total
Soğuk Savaş'ın kasvetli atmosferi altındaki bölünmüş Berlin'de, uzun süreli bir uluslararası görevden evine dönen Mark, eşi Anna'nın ani ve açıklanamaz boşanma talebiyle sarsılır. Başlangıçta bu sarsıcı kararın arkasında başka bir adam olduğunu düşünen Mark, karısının izini sürdükçe onu sadakatsizlikten çok daha karanlık, akıl almaz ve grotesk bir gerçeğin beklediğini fark eder. Anna'nın giderek artan histerik krizleri, şiddet eğilimleri ve açıklanamayan bedensel dönüşümü, onu terk edilmiş bir dairede sakladığı kan dondurucu bir varlığa çekerken; sıradan bir ayrılık hikayesi, insan doğasının, bastırılmış arzuların ve deliliğin sınırlarında gezinen gerçeküstü bir kabusa dönüşür.