Genç gazetecilik öğrencisi Molly Keller, geçmişinde travmatik bir olay yaşamış, ölümle burun buruna gelmiş biridir. Beş yıl önce, bir arkadaş grubuyla çıktığı tatilde katilin elinden kurtulmuş, diğerleri ise vahşice öldürülmüştür. Bu karanlık geçmişi geride bırakmaya çalışırken, prestijli bir adli psikoloji programına katılma fırsatı yakalar.
Programın başında, sıra dışı yöntemleriyle tanınan Profesör Marshall Kane liderliğinde özel bir grup öğrenciyle birlikte, gerçek suçlar üzerine eğitim alır. Ancak kısa süre sonra öğrenciler, korkunç bir gerçekle yüzleşir: Aralarından biri, tıpkı ünlü seri katil Karındeşen Jack (Jack the Ripper)’in tarzında cinayetler işlemeye başlamıştır.
Kurbandan kurbana ilerleyen katil, izlerini zekice gizlerken her cinayet, 19. yüzyıldaki Ripper cinayetlerinin modern bir taklidi gibidir. Molly, hem geçmişiyle yeniden yüzleşir hem de bu ölümcül bilmecenin içinde kendini bulur. Grup içindeki güven duygusu sarsılırken, herkes birbirinden şüphelenmeye başlar. Cinayetlerin ardındaki kişi gerçekten içlerinden biri mi, yoksa daha derin bir plan mı yürürlüktedir?
Ripper: Letter from Hell, klasik seri katil gerilimlerini gençlik korku öğeleriyle harmanlayan, atmosferik bir slasher filmidir. Film, izleyiciyi sürekli yanıltan ipuçları ve psikolojik gerilimle örülmüş bir dedektiflik oyununa davet eder. Final sahnesiyle de izleyiciyi şüpheyle baş başa bırakır: Katil gerçekten yakalandı mı, yoksa sadece bir mektup daha mı yolda?

Film hakkındaki düşüncelerinizi paylaşın